Öne çıkan

İlk blog gönderisi

Bu ilk gönderiniz. Değiştirmek veya silmek için Düzenle’ye tıklayın veya yeni bir gönderi başlatın. İsterseniz okuyuculara bu blogu yazmaya neden başladığınızı ve ne yapmayı planladığınızı söylemek için bu gönderiyi kullanın.

yazı

Reklamlar

İnsan gerçekleri bilmeden nasıl yaşar? Hepimiz hakikati bilmeden yaşıyoruz uzun süre; bir avuç insan sonunda belki buluyor ya da çok yaklaşıyor. Eğer insan biraz olsun bilinçlendiyse ve az biraz ucundan da hakikati arıyorsa bilmediği şeyleri düşününce çıldırır. Diyelim ki ben anneannemin dediğine göre baharın ilk günleri doğmuşum, kar da yerden yeni kalkıyormuş o günlerde, ama leylakların açmasına da birkaç gün varmış bazı rivayetlere göre.. Ömür boyu tam olarak hangi gün, saat kaçta doğduğunu insan düşünmez mi? Bu yalnızca somutlaştırmak için çok küçük ve alakasız bir örnekti. Hayatta en çok merak ettiğimiz şeyleri düşünürsek bu örneği çoğaltıp daha da somutlaştırabiliriz. Fakat bunların en acımasız ve insanı çıldırtacak olanı hakikat bilgisidir. Bir çok insan hakikati ararken, merak ederken meczup olmuştur. Pek azı başarabilmiştir. Onlar da neredeyse delirecekleri noktadan dönmüşlerdir. İlginçtir ki bu arayış insanı çıldırtacak noktaya getirse de, bazı zaman çıldırtsa da mutsuz etmez. Amaçsız, anlamsız bir yaşam hissini arayışın en başlarında verebilir fakat öyle bir an gelir ki, diyelim ki yedi yılda bir saniye insanı o kadar mutlu eden bir kırıntı gelir ki size hakikatten, işte o an hayatınızın anlamlı olduğunu anlarsınız, amacınız vardır, o hakikate aşık olup peşine düşmüşsünüzdür; bir otuz yedi yıl daha bir şey yaşayamayacağınızı, bulamayacağınızı bilseniz de.. Çünkü siz artık bilirsiniz ki bu bilmeme -bilmiyor olmanın- bilgisi sizi çıldırtmaz. Ölseniz de hakikat bir gün muhakkak ortaya, karşınıza çıkarcaktır. Evrende olan her şeyi, merak ettiğiniz her şeyi bir gün mutlaka tadacak, öğrenecek, görecek, yaşayacaksınızdır. Buna doğduğunuz gün kadar eminsinizdir.

Burada son olarak değinmeli ki tüm bunlar yalnızca beş duyusuyla algılananları bilgi olarak addeden insan müstesna olmak kaydıyla ancak gerçektir. Bilgi yalnızca horizontal düzlemde değildir, bir çok boyutu vardır. Bilgi evrenseldir. Bilgi canlıdır. Bilgi içinde manevi bir enerji, bir öz taşır. Ancak tabii ki beş duyuyla algılanan da bilgidir. Yalnızca o ya da yalnızca bu doğru demek insanın bilgisini, zihnini ve ufkunu sınırlar. Bütün boyutlarıyla insan olmayı öğrenmek ya da insanın bütün boyutlarını bilmek belki de hakikate, gerçek bilgiye, evrenin tümel bilgisine açılan kapıdır.

Rüya*